Prof.
Dr. Mahmud Es'ad Coşan Rh.A
Nurlu, feyizli,
mübarek bir ay geçirdiniz. Allah-u Teàlâ, tekrarını nasib etsin.
Bir ay boyu,
susamışken su içmeme, acıkmışken yemek yememe, kızıp öfkelenmişken
sabretme, nefsin güçlü arzu ve hırslarına karşı çıkma egzersizi
yaptınız; iradenizi kullandınız, kuvvetlendirdiniz; gördünüz ki
gerçekten "açlık ruhun gıdası" imiş; insan abur cubur, tıka basa
yemeyince daha da hafif ve rahat oluyor, sıhhat kazanıyormuş, sigarayı
nasıl da bıraktınız? Demek ki vazgeçemeyeceğinizi sandığınız kötü
alışkanlık ve tiryakiliklerinizi isterseniz, azmederseniz
yenebiliyormuşsunuz!
Hayatınızın olağan,
sıkıcı akışı; hay-huylu, çekişmeli sürüklenişi değişti. Ramazan ilâhi
ve rûhânî bir halde büründünüz; zühdü, takvayı öğrendiniz; tasavvufun,
tarikatın hakikatini, ruhun uhrevi ve deruni huzur ve sükûnunu
tattınız. Dünyada maddi zevklerden üstün, manevi hazlar da
bulunduğunu; süfli materyalist yaşamdan bambaşka ulvi ve rahmani bir
hayat tarzı da olduğunu anladınız. Allah'a muti ve iyi bir kul
olmanın, hâlisâne ibadet ve taat eyleminin mü'mini nasıl
rahatlattığını, nedenli mutlu ve bahtiyar kıldığını gördünüz. Meğer
şeytanın yolu ne kadar çirkinmiş, günah ve isyan, ne müthiş bir
huzursuzluk kaynağı imiş!
Akşamları nasıl da
senenin diğer aylarından farklı bir program uygulayabilirdiniz? Hiç
bitmeyecekmiş gibi görünen meşgaleleriniz nasıl silindi? İşinizi
yatsılara, gece yarılarına kadar sürdürmediniz; akşamları sıcacık
yuvanızda, sevgili aile fertlerinizle sofralarınızın başında nasıl
hazır bulundunuz? Ya cömertliğiniz cûşa geldi de evinize dostları
çağırdınız; ya da bir yakınınızın iftar sofrasına davet olundunuz.
Maşallah yatsı namazlarınızı camide cemaatle kılmayı hiç kaçırmadınız,
başka zamanki gibi yorgunluk, tembellik göstermediniz. O uzun teravih
namazlarını cemaatle, belki de hatim sürerek kıldınız!!!
Geceleri tatlı
uykularınızı bölüp sevaplı sahurlara kalktınız, teheccüd namazları
kıldınız. Belki de mavi sonsuz gökteki pırıl pırıl yıldızları
seyrettiniz. Yaradan'ın azametini görüp ürperdiniz. Abdest tazeleyip
elinizde özel mushaf-ı şerifiniz sabah namazına mukabele dinlemeğe
gittiniz.
Uykunuz azdı,
karnınız açtı, yorgundunuz ama çok mutlu idiniz. Vaazlar dinleyip
dinin özünü anladınız, ibadet ve taat, hayrat ve hasenat yaptınız.
Malınızın zekatını hesaplayıp ayırdınız, cebinize koydunuz, sadakalar
verdiniz, fakirleri sevindirdiniz, meleklerle yakınlaştınız
melekleştiniz. Ne mutlu sizlere. Bayram sizin hakkınız.
Allah celle celâlüh,
cümle ibadet ve hayırlarınızı en üstün mükâfatlarla mükâfatlandırsın.
Bayramınız kutlu olsun!
Bayramdan sonra.
Ramazanda kurduğumuz mutlu ve manevi düzeni bozacak, yine eski
halinize dönecek misiniz?
Hayır, asla, Allah
göstermesin, yazdıysa bozsun, hiç öyle şey olur mu!
Rabbimiz cümlemizi
korusun. Uyandıktan sonra gaflete, hidayetten sonra delalete, itaatten
sonra isyana, imandan sonra küfre, izzetten sonra zillete, sevaptan
sonra ikâba, kabulden sonra redde, ikramdan sonra intikama, azaba
uğratmasın!
Bundan sonraki
bütün ömrümüzü has, halis, hakiki, samimi, istikrarlı bir kul olarak
geçirmeyi, salih ameller işlemeyi, rızasını kazanmayı, cennetine
girmeyi, cemalini görmekle şereflendirmeyi cümlemize nasip ve müyesser
eylesin, amin, bi-hürmeti Seyyidil Mürseline Muhammedin ve alihi
ecmain!
İSLAM MAYIS 1989