Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan Rh.A
Dünyada büyük kâr
ve menfaatleri takip eden elinde tutan gruplar ve şebekeler vardır.
Bunlar kanun, hak, insaf, merhamet tanımazlar; kârlı işlere sahip
olmak veya onları ellerinden kaçırmamak için her şeyi yapabilirler:
Harp, isyan, karışıklık, fitne, fesad çıkarır; masum, cahil ve gafil
insanları birbirine kırdırır, ortalığı birbirine katarlar; suikast ve
sabotaj yapar, hükümet devirir, adam öldürür, rüşvet verir... ne yapar
yapar isteklerine ulaşmağa çalışırlar.
Bu gaddar şebekeler
büyük devletlerin yönetimlerini elde etmiş, ordularına hakim
olmuşlardır; küçük devletlere ve zayıf yönetimlere baskı yaparak
işlerini tepeden yürütürler. Onun için birçok ülkede, hürriyet,
demokrasi, sosyal adalet, insan hakları... vs. birer rüya, masal ve
yalandan ibarettir; halkların galeyanlarını söndürmek ve onları
avutup, oyalamak içindir. Hoş, halk gerçekleri görse ve harekete geçse
ne olacak! Yine bir bahane bulur, onları bastırır ve sustururlar. Bunu
da genellikle lider ve önder durumundaki adamları rüşvetler veya
tehditlerle ikna ederek yaparlar; olmazsa harp çıkarır o halkı perişan
ederler.
Çare nedir?..
Çareyi ilim erbabı
bilir ve bulur; halkların onlara kulak vermesi, onların etrafında
kenetlenmesi lâzımdır; mazlum ve mağdur milletler birbirleriyle
yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalıdır. Çünkü zor oyunu bozar, bu
hainler azınlıkta olduklarından geniş kitlelerin önünde doğrudan
doğruya duramazlar, siyasetleri ancak parçalamak, bölmek, küçültmek,
birbirine düşürmek, sonra da kâh o tarafı; kâh bu tarafı tutarak,
oradan işlerini sıyırıp çıkarmak, büyük menfaatlerini elden
kaçırmamaktır.
Demek ki halklar,
karşılarına çıkıp, onların gönüllerini alıcı, tatlı tatlı konuşan, bol
keseden va'deden kurnaz tilkileri tanımak, anlamak, onlara kanmamak
mecburiyetindedirler.
Halk dostunu
düşmanından mutlaka ayırabilmelidir; karşısındakilerin mazisini,
soyunu, sopunu, eski huy ve sabıkalarını iyice araştırmalıdır; pilavın
içindeki beyaz taştan son derece dikkatle sakınmalıdır, yoksa dişi
kırılır, lokması zehir olur, gıda yerine hava cıva alır.
Halk hırsızları iyi
takip etmeli, yolsuzlukların peşini bırakmamalıdır. Kurda kuzu teslim
edilir mi? Hırsız, kasaya kasadar olarak oturtulur mu? Haramiye mevki,
makam verilir mi? Katil ve anarşiste can teslim edilir mi? Sahtekâr;
hakim, savcı, hakem yapılır mı? Ehliyetsize cihaz emanet olunur mu?
Cahil ve gafil söz ve salâhiyet sahibi kılınır mı? Halk özü başka sözü
başka insanları fark etmelidir; şatafatlı lafa değil, işe bakmalı;
işin ve çalışmanın sonucunu değerlendirmelidir; suyu getirenle,
testiyi kıranı bir tutmamalıdır, kendisine güzel hizmet etmiş olana
minnettar kalmalı, onu tutmalı ve desteklemelidir; çalımı yutmamalı,
topu tutmalıdır; bir kere aldandıysa, bir daha asla aldanmamalıdır.
Her derdin dermanı
vardır. Allah-u Taâlâ hastalığı indirdiği gibi şifasını da
indirmiştir; her problem Allah'ın yardımı ile çözülebilir. Ümitsizliğe
düşmek haramdır, çalışmak bir borç bir ödev ve görevdir. Çalışılınca
güzel sonuç alınabilir. Kul tedbir alır, Rab takdir eder; isteyene
istediğini verir, dua edenin duasını kabul eder, uğrunda fedakârca
çalışanı selâmete çıkarır, hidayete mazhar eder, saadet-i dareyne
erdirir. Çünkü erhamür-râhimîn ve ahkemil-hâkimîndir, celle celâlüh ve
amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayruh.
Takvâ ehli olur ve
sabr ü sebat ederseniz, kâfirlerin hileleri, tuzakları, mekr u
keydleri size asla zarar vermez.
Sabr ü salâhla
Allah'tan yardım isteyiniz!