Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
İnsanlar tip tip;
kafalar, kalpler, zevkler, zihniyetler, inançlar, dinler çeşit
çeşittir; yollar pek çoktur. Siz en doğru yol olan İSLAM'ı şeçmiş ve
ona gönül verip onu sevmişiz, elhamdü lillah alâ nîmet-il-İslâm ve alâ
tevfik-îmân ve alâ hidayet-ir-Rahman...
İslâm tarihi içinde
de nice mezhepler, meşrepler oluşmuş. Bizim âlimlerimiz, âriflerimiz,
mürşidlerimiz, cennetmekân büyüklerimiz ve ecdadımız, -rahmetullahi
aleyhim ecmaîn- "Dâreyn"de saadete ermek, cennete girmek, ilahi
iltifata mazhar olmak, Rıdvan-ı ekber'i kazanmak için, ihlâs,
samimiyet ve takâ yolunu tercih etmişler.
Ne
basîretli, ne
ferasetli, ne ihtiyatlı, ne isabetli bir seçim ve ne ârifâne bir
tercih! Allah onlardan razı olsun!
Çünkü TAKVA, Allahu
azîm-üş-şân'ın hışmına ve gazabına uğramaktan, rızasını ve teveccühünü
kaybetmekten, haramdan, günahtan, hüsrandan, sû-ihâtimeden, kötü
akibetten, itâbdan, ikâbdan, azâbdan, cehenneme düşmekten, cenneti
elden kaçırmaktan... kormak, sakınmak, kaçırmak, çekinmek ve ihtiyat
etmektir; her türlü mânevî zarar ve uhrevî tehlikeden korumak ve
kurtulma şuurudur.
Kur'an-ı Kerimin
bildirdiği gibi: Ahiret yolunun en hayırlı zâd'ı, en tatlı yol azığı
bu TAKVA'dır; hesap gününün en geçerli akçesi, en kârlı metaı, en
lüzümlu malı ve malzemesi bu şuurdur.
Sanma ey bâce ki
senden zer-ü-sîm isterler,
"Yevme lâ yenfau..."da kalb-i selîm isterler.
---------
Harem-i A'la'ya,
bîgâneye yol vermezler...
Aşi‹-yı ezelî, yâr-ı kadîm isterler.
"Takvâ yolu",
Allahu taâlânın emir ve yasaklarını, Kur'an-ı Kerîm'i, Resulullah -salallahu
aleyhi ve âlihi ve sellem-in sünnet-i seniyyesini, İslam dininin
ahkâmını, erkanını, âdâbını tanıma, bilme, öğrenme, anlama ve uygulama
temelini, yani ŞERİAT ilimlerine ve ibadet-ü tâala dayanır.
Kişi, bildiğini
lafta bırakmamalı, içine sindirmeli, hayatında uygulamalı, ilmiyle
amil olmalıdır. Bu ise, nefs-i emmare'yi kontrol altına, zabt-ü rabta
almayı; arzu ve ihtirasları, hevesat ve şehevatı frenlemeyi
öğrenmeden; ahlakı düzeltmeyi, kalbi temizlemeyi, gönlü nurlandırmayı
başarmadan; iradeyi kuvvetlendirmeyi, tefekkürü derinleştirmeyi,
dikkat ve uyanıklığı dâimîleştirmeyi sağlamadan, yani kuvvetli bir
ruhî eğitim geçirmeden yapılmaz. Bu ruhî eğitimin müessesesi,
TEKKE'dir, TARİKAT'tır, bir MÜRŞİD-İ KAMİL'e teslim olmaktır.
TAKVA'yı, İHLAS'ı,
TAHKİKİ İMAN'ı, İRFAN'ı... öğreten islâmî ilim TASAVVUF'tur, bu
öğrendiğini içine sindirmek ise tarîkat terbiyesiyle olur. Bunda
korkulacak, sakınılacak birşey yoktur; Mevlâna'lar, Yunus'lar, böyle
yetişmişlerdir. Bu irfanı almayan, bu terbiyeyi görmeyen ham kalır,
katı ve kırıcı, tatsız ve zevksiz, zararlı ve acı, kaba saba,
çekilmez, tahammül edilmez bir kişi olur; basireti açılmaz, kör gelir,
kör gider; sonunda çok zarar eder, çok saç baş yolar, diz döver; "ne
kendi eyler rahat, ne halka verir huzur."
Pek tabii ki
fiiliyatta tarikatın da hakikisi-sahtesi, doğrusu-eğrisi, hak olanı
batıl olanı vardır; "mürşidim" diyenin de kâmili-nâkısı,
gerçeği-yalancısı, rabbânisi-harâmisi, Hakka ulaştıranı-dalalete
saptıranı vardır... Dikkat etmek, iyi seçmek, aldanmamak gerekir.
Ölçü: Kur'an-ı Kerim ve şeriattır.
* * *
Ebedi saadeti
istiyorsan tam mümin olacaksın; hakiki müslüman olarak ölüp, huzur-ı
Rabb-il-izzete sevdiği ve razı olduğu bir kul olarak çıkmağa sa'y-u
gayret edeceksin...
Önce ilim öğren,
çünkü ilim bir mürşiddir; İlminle âmil ol ki Allah sana bilmediğin
ledünnî ilimlerin kapısını açsın.
İlim ve amelin yanı
sıra TAKVA'yı da öğren; ruhî terbiyeni tamamlama ve irfan sahibi olma
yoluna gir!
Allah'tan seni iyi
kimselerle, salih kullarla, mürşid-i kâmillerle tanıştırmasını iste!
Çünkü O. erham-ür,rahimîn'dir, dualarrı kabul edicidir.
Doğru yol bulmuş,
hak tarikate zaten girmişsen ihlas ve samimiyetle çalışmaya devam et,
ahdine vefâ göster!
Allah yolunda,
nefsinle, şeytanla, din düşmanlarıyla cihad et ki O, uğrunda cihad
edenler, rızası yollarını hidayet buyurur.
Dünya üzerindeki
tüm bâtıl beşerî sistemlerin, keyfi şahsî zihniyetlerin, safsatalı
felsefî ekollerin, zalim ekonomik ve sosyal düzenlerin, hüsranlı hayat
biçimlerinin, yamuk ve sakat ininçların, gerçek ve üstün ve emsalsiz
alternatifi senin elinde! Ne mutlu sana ki sen hak yoldasın, sen
garantili ve ihtiyatlısın, sen haklı ve isabatlisin. Allah'ın razı
olduğu din senin; dünyevî ve uhrevî izzet, maddî ve manevî izzet
senin!
Tek kusurun
pasifliğin! Tutturduğun bu doğru ve sağlam, haklı ve güçlü, nurlu ve
feyizli yolun kadrini bil; başını dik tut; korkak ve ürkek, sakıngan
ve çekingen, suskun ve durgun, gayretsiz ve aksiyonsuz olma!
Mübarek Üç Aylar
geldi, manevî mevsim-i bahar erdi, kalk, davran, gayrete gel, harekete
geç, hizmete koş, safımızda yerini al, cephenin bir köşesini de sen
savun! Halka faydan dokunsun, hayra iştirakin, hak yola hizmetin
olsun!
Malınla, canınla,
her türlü imkân ve müktesebatınla, İslâm ve müslümanlar için var
gücünle çalış ki felah bulasın, iki cihan saadetine eresin!...
KADIN AİLE, OCAK 92