Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
İslâm âleminin çekmekte olduğu şu müthiş ve muazzam sıkıntılar, hep
Allah'ın yolundan ve dininden yüz çevirmenin cezasıdır. Bu güneş kadar
açık kesin, zâhir ve bedîhî hakikatı, İslâm düşmanları, zavallı şaşkın
müslüman halklardan ve sapık aydınlardan çok daha iyi biliyorlar; hem
de yüzyıllardan beri...! Bu yüzden de İslâm ülkeleriyle sürmekte olan
mücadelelerinde, ANA taktikleri, müslümanları dinlerinden koparmak,
îmanlarını zayıflatmak, onları İİslâm'dan başka, bâtıl felsefesî ve
ekonomik doktrinlerle oyalamak... olmuştur.
Emperyalistler, İslâm ülkelerinde her fikir cereyanına revaç
vermişler ve bunu da fikir ve düşünce hürriyet aşkı(!) safsatasıyla
kamufle etmişlerdir. Onun için bakarsınız, kapitalist bir ülke, bir
İslâm ülkesinde komünist cereyanları destekliyor, finanse ediyor,
takibata uğrayan azılı bir komünisti kendi ülkesinde barındırıyor ve
koruyor. Ama yine görürsünüz ki o müslüman ülkede, müslümanca düşünce
sıkı bir takip ve korkunç bir baskı altında; müslüman liderler
hapsediliyor, öldürülüyor, Doğu'dan, Batı'dan "gık" diyen yok! Hani
fikir hürriyeti!
İslâm ülkelerini inceleyiniz, çoğunda gerçek İslâm eğitimi
kısıtlıdır, ama İslâm rüşmanı eğitimi, reklâm ve propaganda devlet
desteğindedir; Müslümanların sîyasî hakları ve faaliyetleri devletin
varlığına yönelik bir tehlike sayılır; ama dinsiz, gayrimüslim veya
ajan olanlara en geniş idarî ve malî imkân ve selâhiyetler
verilmiştir, devleti onlar yönetir, halkları onlar ezer, paraları
onlar yutar, milletin millî menfaatlerini ve maddî zenginliklerini
emperyalist efendilerine onlar peşkeş çeker, aralarında iyi bir
menfaat ve destek dengesi kurmuşlardır.
Kendilerine zahiren, aldatmaca, göstermelik cüz'î bir İslâmî
yaşayış müsadesi verilmiş ülkeler yok değildir ama bu halk patlayıp,
ayaklanmasın diye bir emniyet süpapıdır, İslâmî faaliyetlerin
(Askerîye, hükümet, emniyet, teşkilatlanma, maliye gibi) can alıcı
çeşitlirine aslâ girişme, yaşama ve gelişme hakkı tanınmaz; böyle
kıpırdanmalar anında ve hunharca tepelenir; onlara "İşte namaz
kılıyorsun, oruç tutuyorsun ya... Sana bu kadarı yeter, otur oturduğun
yerde, etiyle sütüyle hiç karışma, sonra kafanı kırarız" denir.
İslâm ülkelerinde, bu alçak oyunların farkına varan hâlis,
münevver, şuurlu, bilgili, fedakâr müslüman yok mudur? Bunlar
aralarında, işbirliği niye yapamıyorlar?
Vardır ve yapacaklar inşaallah. Bu Allah'ın va'di ve garantisi
gereğidir, kâfirler istemeseler de, çelmelemeğe, saptırmağa
çırpınsalar da galebe, zafer; hüsn-iÊâkıbet ve cihana hâkimiyet
onların. Allah'ın nurunu kimse söndüremiyecek, kıyamet kopana kadar
bir hak ehli, Hak aşığı, mümin-i sadıklar zümresi daima var olacak ve
sonunda dünyayı onlar yönetecekler, küfrün baş şehirleri "la ilâhe
illallah"larla feth edilecek, putlar, tağutlar yıkılacak, istismar
şebekeleri çökecek.
* * *
Emperyalizm, avladığı bir ülkeyi ikinci ve geri plândan yönetiyor;
başa (iktidar ve muhalefete) sahte liderler çıkartıyor, ekonomik ve
sosyal sahte kurtuluş reçeteleri sunuyor, çok kuvvetli
organizasyonlarla kitleleri oyalıyor, birbirleriyle çarpıştırıyor,
kuvvetli rekabetle ve har türlü basın-yayın reklam aracıyla gerçekleri
saptırmağa, asıl liderleri ezmeğe ve kurtarıcı teşkilatları
geliştirmemeğe çalışıyor.
Onun için gerçek müslümanların, aldanmamaları, sahte liderleri
zerre kadar bile desteklememeleri, tuzak organizasyonlarda asla yer ve
görev almamaları, Allah'ın c.c. kitabına, Resulullah'ın s.a.s. sünneti
seniyyesine, şeerîatın ahkâmına en derinden âşına büyük, müttakî,
vicdanlı, basiretli, mücahid din âlimlerinin çevrelerinde ve
hizmetinde çalışmaları, kendi ülkelerindeki has müminlerle
irtibatlarını sağlam kurduktan sonra, diğer ülkelerde yaşayan âlim,
fazıl ve kâmil kişilerle, takvaya riayetkâr kuruluş ve topluluklarla
tanışıp, ilişkilerini geliştirmeleri gerekiyor.
Küfrün zincirleri, emperyalizmin prangaları, zulmün kelepçeleri
ancak Allah'ın dinine dönmek, İslâm'a sımsıkı sarılmak, Rabbül alemîne
dayanıp O'ndan yardım dilemek ve belirttiğimiz istikamette iş ve güç
birliği yapmakla kırılabilir.
Bu ulvî amaç için tüm gerçek müminler görev başına! Allah c.c.,
müslümanlara hakkı hak olarak görüp, ona uymayı; bâtılı bâtıl olarak
anlayıp, ondan sakınmayı nasip eylesin.
"Müminin ferasetinden sakının çünkü o, Allah'ın nuruyla bakar."