Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
İslam'da din alimlerinin üstünlüğü, tartışılmaz bir gerçektir. Bu
konuda yüzlerce şer'i delil vardır. Mesela: Hz. Ali RA İbn Adiyy'in
rivayet ettiği ve büyük hadis alimi en-Münavi'nin "Sahih hadistir"
diye belirttiğine göre peygamber efendimiz Sallallahü aleyhi ve alihi
ve sellem buyurmuşlardır ki:
"Alimler, yeryüzünün nur saçan kandilleri ve peygamberlerin
halifeleri, ayrıca hem benim, hem de tüm peygamberlerin varisleridir."
(Bk. Keşf-ül-hafa, 1751. hadis)
Alimler, "Nur saçan kandillerdir"; çünkü, Kur'an-ı Kerim'den ve Hz.
Peygamberden aldıkları feyz ile çevrelerini aydınlatır, karanlığı,
küfrü, şirki, cahilliği, gafilliği, şaşkınlığı, sapıklığı, çarpıklığı,
bozukluğu izale eder; halka, imanı, İslam'ı, hakkı, hayrı, doğruyu,
iyiyi, güzeli, sahihi, sağlamı gösterirler, öğretirler.
"Peygamberlerin halifeleridirler"; o halde tüm ümmetin ve halkın
onlara itaat ve ittiba etmeleri, tabi olmaları vazgeçilmez şarttır.
Tarih boyunca da ümmet-i Muhammed'in müttekileri, salihleri,
samimileri, gerçek din alimlerine tabi olmuş, onlara bey'at ve intisap
etmiş, onların gösterdiği yolda yürümüş, böylece dünya ve ahiret
saadetine nail olmuştur. Ümmetin gerçek halifeleri, o mübarek ulema-i
arifin ve meşayıhı vasılındirler, zalim ve despot siyasiler değil!
Nice imanlı ve insaflı, aklı başında mü'minler devlet adamları,
emirler, vezirler, hatta padişahlar.. gelip onlara bağlanmış, ellerini
öpmüş, dualarını talep etmiş, buyruklarını tutmuş; onları kendilerine
rehber edinmiş, kendilerini onların emrinde ve hizmetinde bilmiştir.
Mesela Sultan Ahmed'in, Aziz Mahmud-ı Hüdai'ye vermiş olduğu, hatta
saltanatı bile terk etmeyi istediği, fakat şeyhinin ona, bu hizmete
devam etmesini emr eylemesi üzerine padişahlığa devam ettiği
meşhurdur.
Keşke tüm İslam ülkelerinde tarih boyu yönetim ve iktidar hadis-i
şerifte bildirildiği üzere hep alimlerine elinde olsaydı! Fakat
maalesef, dünya sevgisi, menfaat hırsı, saltanat arzusu çok kere daha
baskın çıkmış; İslam halkları ve devletleri, dinden, imandan, uzak,
edep ve erkandan habersiz, içki içen, şarkı dinleyen, haremde
rakkaseler oynatan... zalim dünya perestlerin siyaset mafialarının
eline kalmış, inim inim inlemiş, ya da din dışı sebeplerle
birbirleriyle savaştırılmış, kırılmış, ezilmiştir. Bugünkü İslam
aleminin perişanlığına bakınız: Sebep çok kere, bu ihtiraslı, hain,
zalim, gafil, gaddar, iktidar gasıplarıdır.
Hz. Peygamber efendimiz sağ olsa idi şüphe yok ki tüm ümmet
Allah'ın emri gereği ona tabi olacaktı. O halde, şimdiki müslümanların
da yine hiç şüphesiz O'nun hakiki varisleri ve halifeleri olan olgun
din alimlerine bağlanmaları dinlerinin ve imanlarının gereğidir.
Yazıklar olsun, şu dünya uğruna dînî hakikatleri tersyüz edip,
batılı hak, hakkı da batıl göstermeğe çalışanlara!
Yazıklar olsun dinin, îmanın ve tekke adabının hilâfına yol tutan,
müslümanı müslümana, talebeyi hocasına hasım eden, din alimlerinin
katline fetva düzen, şeriat ve hakikat münkiri, mürid-i mürtedlere!
İSLÂM, 1990