Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
Türkiye'den çok uzaklarda, fakat yine de dostlar ve kardeşler
arasındayım, çok tatlı ve mutlu günler yaşıyorum; çok sevindirici ve
ümit verici gelişmeler oluyor; inşâAllah bu gurbet çalışmalarının
olumlu sonuçları kısa zamanda görülmeğe başlanacak!
İslâm bir "bütün", onun bazı yönlerini alıp, bazı yönlerini ihmal
etmek olmaz; Şeriatin ahkâmı da bir "bütün", bazısını uygulayıp
bazısını rafa kaldırmak, yasakları çiğneyip, emirleri tutmamak çok
günah, çok büyük vebal, çok çirkin, çok vahim bir durum! Onun için
İslâm'ı tam yaşamağa, Şeriatin emirlerini tam uygulamağa çalışmalıyız.
Din hürriyeti tam olmalı; laik bir ülkede de, müslüman bir ülkede de!
Dine, dindara baskı zulümdür, diktatörlüktür, çağdışılıktır,
uygarlıksızlıktır, vicdansızlıktır; çok ayıptır, çok günahtır, çok
gafilca bir tutumdur.
Amerika din ve inanç bakımından çok özgür bir ülke; Avrupa tarihte
bir ara çok korkunç iç savaşlar yaşadı mutaassıp dindar ve kindar
insanların güdümünde... Avrupalılar İspanya'da müslümanları katliam
ettiler, Endülüs medeniyetini yıktılar; kendi içlerinde gelişen farklı
inanç mensuplarını diri diri yaktılar, işkenceler ile öldürdüler,
Amerika'ya göçe mecbur ettiler. Bu acı ve feci tecrübeler, laikliği
geliştirdi, inanç ve fikir özgürlüğünü kabule götürdü Batı
toplumlarını... Şimdi bizim aynı acı tecrübeleri tekrar yaşamamamız
lâzım. Medenî gelişmeleri tümüyle inkâr etmek, hak ve özgürlükleri
tekrar kısıtlamağa çalışmak, toplumları tekrar çatışmaya, savaşmaya
iter, zaman kaybına uğratır, gelişmeyi aksatır, hiç kimseye fayda
sağlamaz -düşmanlardan başka-
Gezilerimde Batı'yı yakından izliyorum, bu adamlar son derece
dindar, son derece milliyetçi, son derece ülkücü, Kilise siyasetin tam
içinde, zengin ve güçlü, topluma sahip ve yönetime hâkim; Bankaları,
çok uluslu şirketleri, partileri, milletvekilleri, bakanları, devlet
başkanları, elçileri, üniversiteleri, ilim adamları, radyoları,
televizyonları, gazeteleri, dergileri, kurumları, dernekleri,
hastaneleri, misyoner teşkilâtları, kadroları... hasılı her şeyleri
var, harıl harıl çalışıyorlar; müslümanları, Çinlileri, Japonları,
Korelileri, Afrikalıları, Yerlileri, Zencileri, Yamyamları,
Aborijinleri, Eskimoları... Hıristiyanlaştırmağa uğraşıyorlar.
Almanya hristiyan birliği kurma yolunda, papalıkla el ele, çevre
devletleri bir bir yutarak siyasî, dinî, medenî, içtimaî, ilmî,
terbiyevî, ticarî, askerî gücünü geliştiriyor. Avrupa'nın göbeğinde
müslüman toplum istemediklerinden Boşnakları Sırplara kırdırdılar;
Türkleri sevmiyor ve müslümanlıktan korkuyorlar, ha bire aleyhimize
fitne ve fesat üretiyorlar, Yunanlıyı kışkırtıp, Ermeniyi destekliyor,
Kürt kardeşlerimizle bizi uğraştırıp, ülkenin gelişmesini sekteye
uğratıyorlar, fırsat bulurlarsa orman yakıyor, fabrikalarımıza sabotaj
yaptırıyorlar; tarihimize, dinimize, medeniyetimize, siyasetimize,
toplumumuza, sanayimize, savunmamıza, maliyemize, kalkınmamıza,
silâhlanmamıza suikastlar düzenliyorlar.
Onlar böyle yıkıcı, düşman, kindar, haçlı zihniyetiyle aleyhimize
uğraşır durur, bize darbe üzerine darbe vururken bir de içten
çelmelemek, biz müslümanların elini kolunu bağlamak mertliğe,
milliyetçiliğe, yurtseverliğe, akla, vicdana, insafa, îmana, uygarlığa
sığmaz ve uymaz. Bu hainliktir, zalimliktir, kalleşliktir,
düşmanlıktır, casusluktur, tarih önünde büyük suçtur, Allah indinde
büyük vebal ve sorumluluktur.
Siz hâlâ gavurdan dost, domuzdan post olamayacağını görmediniz
mi?!! A cahil ve gafiller!..