Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
Dünyada bir milyardan fazla müslüman var; yani takriben her 5
kişiden 1'i müslüman... ama dünyanın bir çok bölgelerinde müslümanlar
hep mazlum ve mağdur, esir veya mustaz'af; fakir ve sömürülmekte,
cahil ve geri kalmış, derbeder ve düzensiz.
Sebep ne?
Temel ve asıl sebep: Kur'an'ın ahkamından, dinin esaslarından,
imanın ruhundan, irfanın nurundan uzaklaşmaları... Öbür üzücü
görüntüler bunun sonucu, cezası...
İsl(m'da hiç bir kusur ve ayıp yok; mevcut bütün kusurlar,
müslümanların acaip ve garip müslümanlıklarında..
İsl(m, ilme (lime çok büyük önem veriyor; müslümanlar ilmi iyi
takip edip öğrenmemiş, gayrimüslimlerden çok geri kalmışlar; hem de
bir zamanlar bu bakımdan çok yüksek ve ileri seviyede bulundukları
halde...
Kur'an-ı kerim, "bütün müslümanlar birbirlerinin kardeşidir"
buyuruyor; müslümanlar birbirlerinden habersiz, ilgisiz, sevgisiz, kim
kime-dum duma; bir yanda petrol zengini milyarderler, bir yanda
veremden kan kusan, sefaletten ölen zavallılar... gemisini kurtaran
kaptan, komşusu açlıktan ölse umurunda değil...
Müslümanın müslümana, kanı, canı, malı, ırzı, şerefi haram, onlara
asla yan bakmaz, el uzatamaz, zarar veremez; ama müslümanlar birbirine
hasım, düşman, rakip, ihtilaf ve tefrikada, çekişmede, gıybette,
suizanda, dedikoduda. Komşu komşuyla, kardeş kardeşle, derviş dervişle
geçinemiyor, mürid, şeyhine vefasız.
Müslümanın din düşmanı gayri müslime karşı, elinden geldiği kadar
sil(h, cephane, kuvvet, ordu, yığınak hazırlaması Kur'an'ın emri; ama
müslümanlar lakayd, laubali, hazırlıksız, plansız, programsız,
tedbirsiz...
Bu günün acaip kafalı müslümanı ile gerçek İslam arasında
sayılamayacak kadar çok farklar belirmiş, müslümanın kalitesi,
olabildiğince düşmüş...
Müslümanlar, özel ruhi ve derûnî bir iş olan ibadeti bile cemaatle
yapmağa teşvik olunmuşlar; birlik ve beraberlik içinde, yekpare ve
yekvücud bir ümmet, küfrün karşısında tek bir millet olarak tavsif
edilmişler; namaz cemaatle kılınınca sevabı 27 kat fazla; Cuma,
bayram, hac gibi ibadetler topluca yapılıyor; çeşitli ırklar iman
potasında eritilmiş, nice kavimler bir "hilafet" ve "imamet-i kübrâ"
tarafından asırlarca yönetilmiş...
Ama bugünkü müslümanların beyn-el-müslimin, ciddi, aktif, güçlü,
kuvvetli, varlıklı, merkezi bir İslami organizasyonları yok. Hilâfet
ilga edilmiş, müslüman ülkeler arasındaki bağlar koparılmış; aynı
sosyal ve kültürel yapıdaki halklar ve ülkeler sun'î olarak parça
parça bölünmüş, istismar ve sömürünün pençesinde; ayrı ayrı İslam
devletleri birbirleriyle rekabet ve kavgaya itilmiş, başlarına hain ve
zalim, emperyalistlerin ajanı yöneticiler tayin edilmiş, yüz tanesi
bir araya gelse müsbet bir tek iş üretemiyor, halklarını boş ümetler
peşinde yıllar boyu oyalıyor.
Buna mukabil batıl dinlerin çeşitli, güçlü kuruluşları var;
Hristiyanlığın katolik ve ortodoks kilise teşkilatları, barışta ve
savaşta etkili, harıl harıl çalışıyor.
Mesela Roma'daki papalık müstakil bir devlet statüsünde, fevkalade
zengin, organize, dünya siyasetinde ve hristiyan devletlerin iç
politikalarında aktif ve etkin.
Yahudiler, siyonizm teşkilatı sayesinde, kendilerine en büyük
iyiliği ve yardımı yapmış olan Osmanlı; devletini parçalayıp,
Ortadoğu'ya yerleştiler; halen sayıca az olmalarına rağmen bir çok
ülkenin yönetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini
ele geçirmiş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip
yaptırabiliyorlar...
Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions Klüpleri,
Rotary Klüpleri, Bilderbergler, Misyoner teşkilatları, Yehova
Şahidleri gibi nice nice dinî, sosyal, siyasi, gizli, aşikar, etkili,
faal teşkilatları var...
Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kurulanlar
tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslam ülkesini ele geçirdiler mi, önce İslam'ı
unutturmağa, müslüman halkı dejenere etmeğe çalışırlar, en çok gerçek
İslam'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslam, iman, Kur'an,
irfan, ahlak ve manaviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur,
basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik,
güçlülük... arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki
ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
Müslümanlar eğer ezilmemek, sömürülmemek, horlanmamak, dışlanmamak,
yağmalanmamak, öldürülmemek, mazlum ve mağdur duruma düşürülmemek
istiyorlarsa gerçek İslam'a Kur'an'a dönsünler.
Müminler, izzetle, şerefle, itibarla, rahat ve müreffeh yaşamak;
huzur ve saadete ermek, yüce manevi derecelere yükselmek, iki cihanda
bahtiyar olmak temenni ediyorlarsa, en çok ihlası, iman-ı kamili,
irfanı tahsile sa'y ü gayret eylesinler.
Çünkü gerçek müminlere yardım ve nusret etmek Cenab-ı Hakk'ın sadık
va'didir.
İSLAM TEMMUZ 92