Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Rh.A
Alışılmış devletlerarası siyasî denge ve şartlar çok
hızlı bir değişme içinde... Türkiye'mizin çevresinde ve çeşitli
tarihî, kültürel ve iktisâdî sebeplerle ilgili olduğu Balkanlar,
Kafkasya, Ortaasya ve Ortadoğu'da aleyhimize şaşırtıcı ve üzücü
olaylar cereyan ediyor. Bunları iyi tâkib etmez, doğru doğru
değerlendirmez ve gereken tedbirleri almaz, muhtemel tehlikeleri
savuşturmak için ciddî hazırlıklara girişmezsek, çok müşkil durumlara
düşebiliriz. Onun için devlet ve millet olarak uyanık olmalı, çok
ciddî çalışmalıyız.
Günden güne karşımızda daha yaygın ve daha belirgin
bir "Türk ve İslâm düşmanlığı cephesi" teşekkül ediyor. Ülkemizin
gelişmesini şiddetle kıskanan, millî menfaatlerimizi var güçleriyle
zarara uğratmaya ve bizi zaafa düşürmeye çalışan devlet ve milletler
var. Bunlar içte terör ve anarşi çıkarmağa, milletlerarası
münasebetlerde bizi yalnızlık ve çaresizliğe itmeğe, sonunda
parçalayıp yok etmeğe gayret ediyorlar.
Bunlarla görülmeyen, ilân edilmemiş sinsi ama gerçek
bir savaş içinde olduğumuz gün gibi aşikâr... Mâdem ki onlar iyi
niyetlerimizi boşa çıkarmış, medeniyeti elden bırakıp barbarlığa,
sulhü terkedip zulme ve saldırıya, dostluğu itip düşmanlığa kalkışmış;
o halde biz de derhal alârma geçmeli, her iş ve davranışımızı bu yeni
şartlara göre ayarlama ve düzenlemeye girişmeliyiz.
İlk önce bizimle sağlam kültür , din ve menfaat
birliği olan ülke ve milletleri tesbit edip onlarla etkili ve samîmî
bir işbirliği içine girmeli; varsa aradaki sun'î ve cüz'î ihtilâfları
izâle etmeli; askerî, siyâsî ve iktisâdî ittifaklar hazırlamalıyız.
İkinci olarak, bize rekabet eden ve husumet gösteren
ülke ve devletleri iyi tesbit etmeli, onları bu davranışlarınadn vaz
geçirmeye yönelik zorlama ve yaptırımlara geçmeliyiz. Özellikle
onların bizden sağladıkları ekonomik menfaatlerini kısıtlamağa
yönelmeliyiz. Çünkü ilk ve kolay ve en etkili tedbir budur.
Bu meyanda değerli okuyucu kardeşlerime ve ihvânıma
gözden kaçan son derece önemli bazı hususları hatırlatmak istiyorum:
--Çok mübrem ve zarurî bir sebep yoksa-- düşman
milletlerin mallarını aslâ kullanmayın, onlara boykot ilân edin!
Çünkü, aldığınız her mal onlara bir menfaat sağlar, sonunda sizin ve
bizim aleyhimize kullanılır.
Nisbeten mütevâzi ve dezavantajlı bile olsa, dâimâ
kendi mallarımızı veya dostlarımızın üretimlerini alma ve kullanmayı
prensip edinin! Lüks ve israftan şiddetle kaçının!
Alacağınız malın markasına dikkat edin; kimler ve ne
zihniyette insanlar tarafından üretildiğini mutlaka öğrenin; şirket
ise ortak ve sermayedarları kimdir diye araştırın. Düşmanın malını
almanın --günümüz şartlarında-- büyük bir vebal; dostların
üretimlerini desteklemenin bir şart ve vazife olduğunu unutmayın!
Döviz ve yabancı para kullanmaktan mümkün olduğu kadar
kaçının; çünkü bir olağanüstü hal durumunda derhal değerden düşer ve
çok büyük zarara uğramanıza sebep olur.
Para ve birikimlerinizi mümkün olduğu kadar aktif
işletmeye çalışın, yani kâr getirici iş ve ticârette döndürün. Kârlı
ve istikrarlı iş ve müessese sahibi kardeşlerimiz de, dostlarının
birikimlerini kendi çalışmaları içinde ortak ederek kullansın ve
onları iktisâdî yönden bu faizli sistemde enflasyondan zarar
görmemelerine yardımcı olsun.
Eğer paranızı böyle çok kârlı bir işte
döndüremiyorsanız, ya da kısa zamanda kullanmak gerektiği için elde
tutmak mecburiyetinde iseniz, değerini korumak için asla dövize
yatırmayınız. Çünkü dövizlerin de az veya çok ama mutlaka bir
enflasyonu vardır. Siz onu TL 'nin enflasyonunun altında olduğu için
anlayamıyorsunuz. Meselâ 100 Amerikan doları bir yıl elimizde kalsa,
ABD'ye yüzde 12 civarında menfaat sağlamış, yâni 12 dolar hibe etmiş
oluyorsunuz ve paranız gerçekte 88 dolara iniyor.
Ayrıca elinizdeki döviz düşse ve telef olsa, o kadar
miktarı o devlete bağışlamış olursunuz. Kâğıt para ve döviz, günümüzde
kapitalist ekonomik sistemlerin, böyle gizli bir sömürü vasıtası
durumundadır, gördüğünüz üzere...
Döviz yerine altın, gümüş, platin gibi değeri nisbeten
sabit ve her yerde geçerli maddelere veya kolay satılabilen, kısa
zamanda kâr ve prim yapan eşyalara, gıda ve ihtiyaç maddelerine
yatırım yapmak daha uygun olur.
Tabii en iyi çare, birikimleri birleştirip, kuvvetli
sermayeli şirketler kurmak ve parayı basiretli, mütehassıs yöneticiler
tarafından kullanmaktır. Siz hiç ciddî büyük şirketlerin, Koç'un,
Sabancı'nın, bankaların zarar ettiğini gördünüz mü?!.. (Eğer tek tük
zarar eden müessese varsa, mutlaka yöneticilerinin hainliğinden ve
sû-i istimâlindendir.)
Onun için sizlere her konuda birlik ve beraberlik,
basiretli bir yardımlaşma ve dayanışma içinde olmanızı; bu işe hem
yurt içinde, hem de dış ülkelerde ciddî ekonomik çalışmalarla başlayıp
girişmenizi tavsiye eder, hepinize daha iyi günler ve mutlu yarınlar
dilerim.