Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
Hepimiz bu dünyada faniyiz; ölüm şerbetini herkes içecek, kabir
kapısından herkes geçecek.
Biz bu kainatı şu harika şekil ve nizamda halkeden yüce Allah'ın
varlığını, birliğini biliyor, tam bir iman ve itminan ile inanıyoruz;
yerleri, gökleri, yıldızları, atomları, maddeyi, mânâyı, dünyayı,
ukbayı, hayatı, mematı, ağaçları, çiçekleri, kuşları, böcekleri, her
türlü güzellikleri yaratan, bize sayısız nimetleri veren O...
İnsanoğlu'nun ilk ve her şeyden önce ve en mühim görevi O'nu
bulmak; O'nu tanımak, bilmek, saymak, sevmek...; O'na itaat edip,
nimetlerine, ihsan ve ikramlarına daima hamd ve şükürler eylemek...
Allah her suçu, günahı, hatayı, kabahati, kusuru afveder,
bilmemeyi, tanımamayı veya yalan-yanlış, eğri-büğrü, eksik-yamuk
tanımayı asla bağışlamaz. Haça, puta, toteme, heykele, aya, güneşe,
yıldıza, dağa, ağaca, ineğe, öküze... herhangi bir aciz, naciz, fani
zavallı yaratığa tapanlar bu yanlış inançlarının cezalarını ebediyen
çekecek, daima azapta, ikapta mahv olacaklar...
Allah'a nasıl ibadet ve taat edilecek? Emirleri ve yasakları neler?
Bizden nasıl bir kul olmamızı, neler işlememizi istiyor?..
Bunları bize, gönderdiği mübarek insanlar, asil ve şerefli elçiler
olan peygamberleriyle bildirmiş: Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz.
Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed-i Mustafa gibi aleyhimus-Salavatü ve't
teslimat.
Bunların hangisine uyulmalı? Elbette ve kesinlikle en sonuncusu
olan Hz. Muhammed'e.. Çünkü bu peygamber kendinden bir öncekinin
devrini kapatır, yeni bir devir açar; yüce makamdan en son gelen
buyruk bütün öncekileri iptal eder, onların yerine geçer. Tarih, örf,
din, sanat, akıl, mantık, vicdan, irfan bunu gerektirir.
Allah'a itaat ve ibadet etmeliyiz ama Allah her ibadeti kabul
buyurmuyor. Mesela: Kafirlerin ve müşriklerin bütün yaptıkları hebaen
mensura, gayri makbuldür, geçersizdir, merduddur.
Ayrıca mümin olanların da birtakım sebeplerle ibadetleri gayri
makbul, fasid ve batıl duruma düşebilir. Mesela: Abdestsiz namaz
olmaz; namaz esnasında konuşunca namaz bozulur; haram para ile yapılan
hac geçersizdir, riya ve gösterişle yapılan ibadet ve hayrat, iyi
niyetsiz, ihlassız takvasız yapılan tüm işler... kabul olmaz. Hadis-i
Şerifler'e göre:
Nice namaz kılan insan vardır ki o namaz, onu sadece Allah'tan
uzaklaştırmağa yarar.
Nice oruç tutan insan vardır ki akşam eline aç ve susuz kalmaktan
başka hiçbirşey geçmez.
Nice kur'an okuyan insan vardır ki kur'an ona lanet eder.
Bir de yapılmış ibadetlerin, kazanılmış sevapların başka kötü
huylar tarafından silinmesi, yok olması tehlikesi vardır. Hz.
Peygamber efendimiz bildiriyor ki: Hased, bütün hasenatı -ateşin odunu
yiyip, yakıp, kül ettiği gibi- yer bitirir. Verilen sadaka ve
zekatlar, minnetle başa kakmakla, yoksula böylece eza vermekle batıl
ve sevapsız duruma düşer.
Demek ki ibadet ve taatlarımızın ne sebeplerle kabul olmayacağını
mutlaka ve muhakkak öğrenmeliyiz, riyadan şiddetle kaçınmalı, ihlaslı,
takvalı olmalıyız, kalbimizi; niyetimizi temiz ve halis kılmalıyız.
Ahlakımızı düzeltmeli, kötü huylardan temizlemeli, güzel huyları
iktisap etmeliyiz.
İşte bütün bunları bize öğreten İslâmî ilim dalının adı
TASAVVUF'tur.
Tasavvuf terbiyesi, ahlak tersbiyesi... olmadan iyi müslümanlık
yapılamaz, yapılan ibadetlerin makbul olması sağlanamaz, Allah rızası
ve sevgisi kazanılmaz.
İyi eğitilmemiş bir müslüman kendine de fayda sağlayamaz, İslam'a
da; dünyada da zarar eder, ahirette de... kötü demirden iyi kılıç
yapılamaz, kötü askerle zafer sağlanamaz. O halde gerçek tasavvufa
gereken ciddiyetle eğiliniz, ruh ve kalp ve ahlak eğitiminizi
tamamlayınız, kamil bir insan olmağa çalışınız ki dünya ve ahiret
izzet ve şeref ve saadetine nail olabilesiniz.
Üç aylar bu konu için çok müsait, çok münasip ve çok mübarek bir
manevi mevsimdir. Allah celle celalüh cümlemizi bu muhteşem mevsimin
feyz ü bereketinden müstefid olanlardan eylesin.
İslam, Şubat '92