|
GECENİN SON VAKTİNDE ZİKİR
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
...
Hadis-i şerifler üç olsun diye, bir tanesini daha okuyacağım. O da
Ramazanımızla, bu Ramazandaki yaşam dünyamızla, ahvâlimizle, ahvâl-i diniyye ve
şahsiyyemizle ve husûsiyyemizle ilgili bir hadis-i şerif. Peygamber SAS
Efendimiz buyuruyor ki:

RE. 79/7 (Akrabü mâ yekûnür-rabbü minel-abdi fî cevfil-leylil-âhir, fe
inisteta'te en tekûne mimmen yezkürullàhe fî tilkes-sâati fekün)
Ebû Ümâme ve Amr ibn-i Abese RA'den rivayet edilmiş bir hadis-i şerif.
Tirmizî hasen ve sahihtir demiş. Efendimiz buyuruyor ki:
(Akrabü mâ yekûnür-rabbü minel-abd) "Rabbin, Rabbül-àlemîn olan
Allah'ın kula en yakın olduğu zaman, (fî cevfil-leylil-âhir) gecenin
içindeki son kısımdır."
Gece ne zaman başlar, ne zaman biter?.. Gece akşam ezanıyla başlar, fecr-i
sàdıkla, yâni imsakla biter. Dînî gece bu. Bir dînî gece var, bir de insanların
gecesi var, dünyevî gece diyelim ona, örfî gece diyelim. Gece deyince sokaktaki
vatandaşın anladığı nedir?.. Güneş battığı zaman gece başlar; güneş doğduğu
zaman gece biter, gündüz başlar. Hayır, dînî gece öyle değil. Güneşin doğmaya
başlamasından evvel iki saat kadar bir zaman var, fecir attıktan sonra, tan yeri
ağarmaya başladıktan sonra güneş doğuncaya kadar olan zaman. O gündüzdendir dini
bakımdan... Ona dikkat etmek lâzım!
Şimdi, gecenin sonu denilince neresi oluyor?.. Tan yeri ağarmazdan önceki,
imsak kesilmezden önceki birkaç saat, gecenin son saatleri oluyor. İşte Allah'ın
kullarına en yakın olduğu zaman o zamandır diyor Peygamber Efendimiz.
--Pekiyi, Allah'ın kullarına en yakın olduğu zamanda ne yapmamızı tavsiye
ediyor?..
(Fe inisteta'te en tekûne mimmen yezkürullàhe fî tilkes-sâati) "Bu
saatte, yâni bu gecenin imsak kesilmezden önceki birkaç saatinde, Allah'ı
zikredenlerden olmaya güç yetirebilirsen, gücün yeterse, yapabiliyorsan bunu;
(fekün) böyle yap! Yâni gecenin sonunda kalk, Allah'ı zikret!" demiş
oluyor, aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler!..
Biliyorsunuz, zikir tasavvufun ana faaliyetidir. Zikir deyince tesbih hatıra
geliyor. "Allah" demek, "Lâ ilâhe illallah" demek, "Yâ hayyü yâ kayyûm!" demek,
"Yâ latîf!" demek, "Yâ erhamer-râhimîn!" demek, çeşitli mübarek sözleri veya
ibâreleri çok çok söylemek anlaşılıyor.
Ama zikir, çok daha geniş kapsamı olan bir kavramdır dinimizde. Allah'ı
zikretmekten murat, sadece eline tesbihi alıp, "Allah Allah..." demek değildir.
Namaz kılmak da girer bunun içine... Yâni, "Bu saatte Allah'ı zikredenlerden
olmak istiyorsan, olabileceksen, gücün yetiyorsa ol!" demek, "Namaz kıl!" da
demektir. Çünkü namaz da zikirdir.
Zikrin lügat anlamı hatırlamak, unutmamak, unutmayıp hatırlamak, hatırında
tutmak demektir. Hatırında tutmak çeşitli şekillerde olur. İşte o "Allah
Allah..." demek de, hatırda tutmayı sağlayan bir faaliyet olduğundan, o da
zikirdir. Kur'an-ı Kerim'de o mânâya da geçiyor:

(Yâ eyyühellezîne amenûzkurullàhe zikren kesîrâ.) "Ey iman edenler,
Allah'ı çok zikr ile zikreyleyin!" (Ahzab: 41) Fiilen böyle.

(Vezkürisme rabbike bükreten ve asîlâ) "Sabah akşam rabbinin ismini
zikret!" (İnsan: 25)
İsim zikrede ede, isimden müsemmâya gider insan. Zorlaya zorlaya, zikir yapa
yapa, yâni zorlamalı, külfetli tezekkürden zikr-i hakîkîye, yâni Cenâb-ı Hakk'ı
hatırında tutmaya, hiç unutmamaya gelir. O bir eğitim çaresi, usûlü olarak
kullanılan bir usüldür dinimizde. Sözden başlar, sözleri tekrardan öze geçer.
Bu tamam ama, namaz da zikirdir. "Allahu ekber!" dediğin zaman, zaten selâm
verilinceye kadar söylediğin sözlerin hepsi zikir sözleri oluyor. Topluca bir
zikir mecmuasıdır, yâni zikir külliyesidir namaz... Zikirden müteşekkil bir
âlemdir namaz.
"Allàhu ekber"le başlıyor, "Allàhu ekber" zikirdir. "Sübhàneke" zikirdir,
"Elhamdü lillâh" zikirdir. Rükûda, secdede söylediklerimiz zikirdir. Tahiyyat
zikirdir, salât ü selâm zikirdir, selâm zikirdir... Ne oluyor?.. Bir zikir
dünyası oluyor namaz. Alem, yâni koca bir âlem, kâinat, bir zikir kâinatı
oluyor.
Başka?.. Kur'an okumak da zikirdir. Çünkü Allah'ın kelâmıdır. Her satırı
zikirdir. Tabii Kur'an-ı Kerim'i insan, namazın içinde de okuyor. En güzel şekli
geceleyin namazda okumak... Zikrin en güzel şekillerinden birisi nedir?.. Namaza
durup, uzun uzun Kur'an okumaktır.
Sahabeden, yanında bulunup onu geceleyin görebilenlerden, akrabasından
bazılarının bize bildirdiğine göre, Peygamber Efendimiz bazen namazda bir
okumaya başlarmış; Bakara Sûresi'ni bitiriyor, Al-i İmran Sûresi'ni bitiriyor,
ondan sonraki sûreyi bitiriyor... Ne kadar uzun okuduğunu anlayın!.. Bakara
Sûresi 286 ayet, iki buçuk cüz, elli sayfa; ondan sonra Al-i İmran 200 ayet...
Onun için, zikrin en güzeli Kur'an okumaktır. Ama insan iki rekât, dört rekât
teheccüd kıldıktan sonra, oturduğu yerden, seccadesinde eline tesbihi alıp da,
"Allah, Allah... Lâ ilâhe illallah..." vs. dedikçe de muazzam sevap kazanır ve
çok büyük feyizlere, bereketlere nâil olur.
Feyiz ne demek?.. Duyguların taşması, güzel duyguların her tarafı kaplaması
demek. Bereket ne demek?.. Bolluk demek, manevî duygulardaki, hayırlardaki
çokluk demek. Çok hayırlara erer insan zikrettikçe, gönlünün pası gider. Kalbin,
gönlün karanlığı, gözünü kapattığın zaman olan karanlık aydınlanır. Perdeler
açılır:
Gönül âyinesin sûfî, Eğer kılur isen sâfî, Açılur sana bir
kapı, Ayân olur cemâlullah!
Vezninin, kafiyesinin gereği, uzatmaları biraz düz konuşmada olmayan şekilde
uzatarak okuduğumuz bu şiir, çok güzel anlatıyor. Zikredersen, gönlünden
perdeler kalkar, pas temizlenir. Gönlün ne kadar kıymetli bir cevher olduğunu, o
pas gittikten sonra, altındaki som cevheri gördüğün zaman anlarsın. O perdeler
kalktığı zaman anlarsın. O da işte zikirle olur.
Gecenin bu saatinde kalkmayı --elhamdü lillâh-- Ramazan boyu yaptınız, Allah
hepinizden razı olsun... İnşâallah Ramazan boyu kalktığınız zaman abdest
almışsınızdır, namaz kılmışsınızdır, tatlı tatlı zikirler de yapmışsınızdır.
Yapmadı idiyseniz, şimdi bu hadis-i şerifi okuduk, duydunuz; bundan sonra bu
akşamdan itibaren yaparsınız.
Geceleyin kalkıp da
Cenâb-ı Hakk'ın divanına durun!.. Divana durmak, el pençe divan durmak oluyor,
el pençe divan durduktan sonra da, insan divân-ı ilâhî'ye de giriyor, yâni
dergâh-ı izzete de dahil oluyor. "Allàhu ekber" der demez, insan Allah-u Teàlâ
Hazretleri'nin ulûhiyyetinin, dergâh-ı vâlâsına dahil olmuş oluyor.
Karşısında âlemlerin Rabbi, o Rabbinin karşısına el pençe divan durmuş büyük,
kabul salonunda Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda oluyor. İki tarafta melekler, huriler
oluyor. Eğer o aklını, gönlünü toplar, Allah'ın huzurunda olduğunu bilir, ona
göre söylediği sözlerin anlamını düşünerek, gözyaşlarıyla, yüreği titreyerek,
güzel namaz kılarsa muhterem kardeşlerim, evliya olur. Çok sevaplara erer.
Allah hepinize tadını duyarak, lezzetini tada tada, ala ala, kana kana böyle
güzel zikirler yapmayı, namazlar kılmayı, Kur'anlar okumayı nasib etsin... Ya da
iki rekât, dört rekât bildiğiniz gibi namaz kılarsınız, seccadenize oturursunuz;
ondan sonra şu kadar "Lâ ilâhe illallah", bu kadar "Allah", bu
kadar salât ü selâm, bu kadar şu zikri, bu zikri yaparsınız.
Tavsiye ederim ki, her gün 100 defa "Estağfirullah" deyin!.. 100 defa
"Lâ ilâhe illallah" deyin!.. En az 1000 defa "Allah, Allah, Allah..."
deyin!.. Peygamber-i Zîşân'ımıza, iki cihan serveri, başımızın tâcı,
gözümüzün nûru, gönlümüzün sultanı Efendimiz'e 100 defa salât ü selâm
gönderin!.. 100 defa "Kul huvallah..." okuyun!.. Her namazın arkasından,
yerinizden kalkmadan on tane "Kul huvallah..." okuyun, öyle kalkın! Öteki
zikr ü tesbihlerle beraber, bunu da yapın!
Allah [üç ayların] bütün mükâfatlarından, dağıtılan o güzel ilâhî mükâfatlardan
hepinizi bol bol alanlardan eylesin... Onları kazananlardan eylesin... Tabii
dualarınızı yaparken, ibadetlerinizi yaparken, ben boynu bükük kardeşinizi de
duadan unutmamanızı hassaten rica ediyorum... Bu da benim kazancım.
Allah hepinizden razı olsun!..
Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..
22. 12. 2000 - İSVEÇ
|