Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Rh.A
Şahadet ederim ki Allah birdir; şerîki, nazîri, eşi, oğlu, misli,
benzeri yoktur; Efendimiz Muhammed-i Mustafa O'nun hak resulüdür, àhir
zaman nebîsidir, hàtem-ül-enbiyâsı ve eşrefül-verà'sıdır, sallallahu
aleyhi ve âlihî ecmain!
Sonsuz hamd olsun ki âlemlerin rabbı, kainâtın halıkı Mevlâ-yı
mütealimiz, lûtfu ve rahmeti tecellisi olarak, tarih boyunca, her
insan topluluğuna, onları irşad edecek ve Hakk'a götürecek peygamber
göndermiştir, gerçek sayısını ancak Allah bilir; o seçkin kullarına
emirlerini vahyetmiş, kitaplar indirmiştir.
Ne kadar tam ve tutarlı bir süreç, ne kadar doğru ve mantıklı bir
inanç. Ne kadar güzel bir lütuf.
Fakat ne yazık ve ne müessif ki bütün peygamberleri o yüce Allah
gönderdiği halde, eski ümmetlerin ekseriyeti yeni gelen peygambere
tâbi olamamış, yersiz ve haksız bir taassup ile, eski, hükmü geçmiş,
değişmiş ve köhnemiş inanca bağlı kalmakta diretmiş, Allah'a âsi ve
yeni peygambere kâfir olmuş, ahiretini heba eylemiştir.
Meselâ yahudiler böyle birçok haksız işler yapmış ve hattâ
kendilerine gönderilen bazı peygamberleri öldürmüşlerdir.
Yahudilerin çoğunun, Allah'ın kulu ve peygamberi olan ve yeni bir
şeriatle gönderilmiş, kendisine İncil indirilmiş bulunan, Hz. İsa
aleyhisselâm'ı
kabul etmeyip kâfir
oldukları gibi, maalesef hıristiyanların çoğu da, devrine yetiştikleri
Allah'ın habibi, peygamberlerin serveri, mümin ve müttekilerin en
şerefli önderi Hz. Muhammed aleyhis-selam'ı kabul edememiş. Allah'a
(si olmuş, hak yoldan sapmış, dalalete düşmüşlerdir. Halbuki ellerinde
onun hak peygamber (paraklit) olduğuna dair nice nice deliller mevcut
bulunuyor ve bu gerçeği içlerinden bir çoğu çok kesin bir şekilde
biliyorlardı.
Herkes duysun, incelesin ve öğrensin ki: yeryüzündeki bütün
dinlerin mensuplarının ve gayet tabiî, bu meyanda yahudi ve hıristiyanların, İslam'a girmesi, Hz. Muhammed aleyhisselâma inanması,
Kur'an-ı kerime ve şeriat-i garrâ'ya uyması Allahu Teala'nın KESİN
EMRİ'dir; ama onların çoğu -hem Allah'a inandığını söylüyor- hem de
onun bu emrini tutmuyorlar. Bu çok korkunç bir vebal ve çok açık bir
dalâldır. Ayrıca Hıristiyanlar
maalesef Hz. İsâ aleyhi's-selamın
emirlerini de tağyir ve tahrif eylemiş dinlerini bozmuşlardır; hem
"Allah -hâşâ- ÜÇ'ün üçüncüsüdür" (ekanim-i selase'den biri, yani;
Baba) diyerek, hem de Allah'ın kulu ve elçisi Hz. İsa aleyhi's-selam
için "O Allah'ın oğludur" diyerek kafir olmuşlardır. Dinlerinin
halihazır inancı, akıl ve mantığa ters, gerçek din ve inanca aykırı,
takvâ ve insafa sığmaz bir iftirâdır, hurafedir. Hem kendileri sapmış,
hem de milyonlarca insanı dalalete sevk etmiş durumdadırlar. Bu da yetmiyormuş
gibi kurdukları muazzam misyoner teşkilâtları ile harıl
harıl müslüman ülkelerde de çalışıyor, insanları doğru inançtan
ayırmağa, şirke ve küfre düşürmeğe uğraşıyorlar.
Müslümanları temiz din ve pakize imanlarından sinsi usullerle
ayırmayınca da zalimleşiyor, perde arkasından çeşitli fitneler
çıkarıyor, entirikalar çeviriyor, günah işliyor, birçok yerde
müslümanları eziyor, öldürüyor ve sömürüyorlar. Ahirette mahkeme-i
kübrada halleri ne olacak, Allah'a ne cevap verecekler,
peygamberlerinin yüzüne nasıl bakabilecekler, bilmem! Şüphesiz
içlerinde bu gerçekleri gören, öğrenen, anlayanlar da vardır ki, Allah
bazılarına hidayet nasip ediyor da İslamla müşerref oluyorlar. Hatta
papazlarından, alimlerinden, piskoposlarından bile nice ihtida edenler
var ki, bir çok misalini tarih kitapları ve bugünkü yayınlar
kaydediyorlar.
Hal ve hakikat böyle iken şimdi de kalkmışlar, batıl ve şirki
allayıp pullayıp halka yutturmağa çalışıyorlar; güzel ülkemizin Demre
(Kale) kasabasında Noel Baba'yı bahane ederek, güya "dünya sulhu" için
hıristiyanlık törenleri tertipliyor, haçlı, putlu, papaz cübbeli,
sivri külahlı, buhurdanlı, vaftiz sulu, şatafatlı, gösterişli
âyinler
yapıyor, içlerinden kıs kıs gülüp, keyifli keyifli kasılıyorlar,
televizyon kanalları da bunları, mal bulmuş mağribi gibi, yayınlıyor,
müslüman mahallesinde salyangoz satmağa çalışıyor; "ülkemiz ve
dinimize kastediliyor; örfümüz ve milli kültürümüz katl ediliyor" diye
oturup ağlanması gerekirken bazı merciler gaflet ve dalalet ve hatta
küfür ve hıyanet içinde bu oyunlara alet oluyor, destekliyor.
Eğer hristiyanlar "dünya sulhü"nü bu kadar istiyorlarsa bu ayinleri
bizim o müslüman kasabamızda değil de nice zulümlerin cereyan ettiği
Sırbistan ve Hırvatistan'da, Ermenistan veya Hindistan'da yapsalar ya!
Bunca çoluk çocuğun, masum ve mazlumun öldürülmesini durdursalar ya!
Aferin Diyanet İşleri Başkanımıza ki bu oyunu apaçık gördü de davet
olunduğu halde oradaki merasimlere katılmayacağını önceden kesin bir
protesto ile beyan eyledi. Allah CC öteki ilgilileri de
nevm-i gafletten ikaz eylesin!
Aziz müslümanlar gözünüzü dört açın, gaflete düşmeyin. Allah'ın
rızasını kazanmak için pür dikkat, gece gündüz çalışın ki çok kritik
günlerde yaşıyor, çok fitne ve belalara maruz ve muhatap bulunuyoruz.
İslâm Dergisi, Aralık 1993