Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Rh.A
Bu yazım size Mekke-i Mükerreme'den. Penceremden el-Mescid el-Haram
ve Kâbe-i Müşerrefe çok güzel görünüyor. Karşımda bütün heybet ve
haşmetiyle mübarek Hırâ dağı yükseliyor. Şahane bir manzara. Bize
buraları ziyareti nasib eden, bunca türlü nimet ve ikramları bahşeden
Allah'a sonsuz şükürler, hamd ü senâlar olsun!
İSPA (Bizim İskenderpaşa hac ve seyahat şirketimiz) çok yeni, çok
lüks bir yer tutmuş, Kâbe'ye fevkalâde yakın, birkaç adımda Mescid-i
şerîfe varılıyor, servis aracına bile gerek yok. Altında kat kat geniş
ve zengin alış-veriş çarşıları var. Yürüyen merdivenler, yürüyen
zeminler, akarsular, havuzlar, istirahat köşeleri, yeme-içme,
çay-kahve-meşrubat dükkânları, çocuklara oyun araçları, câzip eğlence
aletleri, her şey mevcut; her ihtiyaç düşünülmüş, serin, temiz,
havalandırmalı, mükemmel bir külliye (kompleks)!
Fiatlar nisbeten ucuz. Meselâ ben yakında Almanya'daydım, orası
buradan kat kat pahalı. Arabistan çok hızlı gelişiyor. Cidde gerçekten
görülmeğe değer, harika bir sahil şehri, akşamları doyulamayacak kadar
tatlı, deniz kenarı (Korniş) belediyece çok mükemmel tanzim edilmiş,
ticaret çok ileri, çeşit çok fazla ve ucuz.
Burada ve diğer Körfez ülkelerinde mektepler yeni tatil olmuş;
çoluk çocuğunu toplayan soluğu Mekke'de alıyor, ailece ömre
yapıyorlar. Bu sebepten Harem-i Şerifin içi cıvıl cıvıl, çocuk bahçesi
gibi. Küçükler, o geniş alanları görünce sağa sola koşuşuyor, cilalı
mermer döşemede kayıyor, zemzem bidonlarının plastik bardaklarıyla
oynuyor, serin suları içiyor, döküyor; kızan, "sus, dur, yapma!.."
diyen yok, maşaallah, çocuklara karşı engin bir hoşgörü var. Kızlar
annelerinin, erkekler babalarının yanında, her taraf gençlerle
dopdolu. Çocuklar dindar, namazlı, Kuranlı ibadetli yetişiyorlar.
Bendeniz binanın 26'ncı katındayım; şeffaf, ışıklı, görkemli,
camekanlı asansörler yıldırm gibi inip çıkıyor; bu arada dışarıyı,
katları, karşı koridorları, lokantayı, insanları seyrediyorsunuz.
Binanın en üstünde, gelin, sultanların filân kaldığı çok geniş, çok
manzaralı, çok pahalı daireler varmış. Benim odamdaki görünüm de
şaheser, çok heybetli, çok muhteşem, çok heyecan verici! Harem-i
Şerif, Kabe-i Muazzama, yakın mahalleler tepsi gibi gözümün önünde,
arkada Mekke'nin tepeleri ve bir burç, bir kule, bir külah gibi
yükselen mübarek Hırâ Dağı! Evvelki senelerde Hırâ dağına
tırmandığımda, tepeden Harem-i Şerifi ve Kâbe'yi görmüştüm; demek ki
Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, orada inziva halinde
iken daima Kâbe'yi seyrediyordu. Ne hoş, ne lâhûtî, ne şahane ibadet
yeri!
Daha yakıcı, bunaltıcı havalarla karşılaşacağımı sanıyorken burada
rahatsız edici sıcaklarla karşılaşmadım. Harem-i Şerifin yeni ilave
olan kısmı zaten çok serin, soğutmalı, açık kısımlara geceleri tatlı
bir ılık hava çöküyor, gündüzleri de öğle-ikindi arası burada tatil
saati ve istirahat zamanı. Mesele böylece çözümlenmiş. Herkes rahat,
isteyen taşlarda, halılarda uzanıp dinleniyor.
Hafta içi sakin iken hafta sonu olan perşembe ve cuma günleri,
birden ortalık kalabalıklaşıveriyor. Herkes sevabın nasıl, ne zaman
kazanılacağını çok iyi biliyor yani...
Biz de bazan ön saflar daha sevaplı diyerek ilerliyor, tâ Kâbe'nin
yanına kadar varıyor, ilk saflarda, süt gibi ak mermerler üzerinde
zevkle, şevkle namaz kılıyoruz, pek lezzetli oluyor.
Kâbe ne mübarek mâbed! Peygamberler ziyaretgâhı, tarih, hâtıra,
feyiz, nur, heybet, haşyet kaynağı! Simsiyah ipek atlasa bürünmüş,
altın kaplı, altın sırmalı, altın oluklu, misk ü amber kokulu eşsiz,
emsalsiz bina; yeryüzünün ilk ibadetgâhı, Allah'ın en sevdiği mekân,
tavaf edeni mağfur, dua edenin duası makbûl; ziyaretçisi rahmete
mazhar oluyor, nazar edeni bile sevap kazanıyor...
Zemzem yeryüzünün en şerefli, en şifalı suyu, ne niyetle içilirse o
oluyor, içen şifa kazanıyor,nur doluyor. Bu mübarek Mescid-i Haram'da
kılınan bir namaz, başka yerlere göre yüzbin misli daha çok sevap
kazandırıyor. Diğer ibadetler, hatimler, oruçlar, zikirler de böyle!
Usulü üzere yapılan bir ömre, daha önce yapılmış bir ömre ile aradaki
zamanda işlenen günahlara kefâret oluyor. Ne mutlu!
Bir bunları, bir de başka yerlerdeki yaz tatillerini düşünüyorum.
Ne kadar farklı!
Tatil deyince bazıları deniz kenarlarına, yazlıklara akın ediyor;
açık-saçık, namazsız-niyazsız, zikirsiz-kuransız, edepsiz-ahlaksız,
içkili-kumarlı, günahlı-haramlı, danslı-diskolu, şortlu-mayolu,
altsız-üstsüz, arsız-yüzsüz... çılgın bir yaz geçiriyor; hem
kendisini, hem aile efradını mahv u perişan ediyor, ömrünü heba,
maneviyatını berheva eyliyor, kapkara, kupkuru, bomboş, bereketsiz,
nursuz, bitkin, baygın, yorgun argın, pür hata ve ziyan, pejmürde ve
perişan geri dönüyor.
Allah akıl fikir versin, hakkı göstersin, doğruyu, güzeli
sevdirsin, hayr işletsin, felâket ve fecaatten, azap ve ikabdan
korusun cümle ümmet-i Muhammed'i SAS
Âmîn! Bi-hürmeti Tâhâ ve Yâsîn!
Kadın ve Aile, Temmuz 1997