Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Rh.A
-Yaz ne güzel, değil mi? Şu tatlı mevsimde, şu sevimli tatil
günlerinde halinizden memnun ve mutlusunuzdur, her halde?
-Aksine! Allahu taalaya sonsuz hamd ü sena ederim, verdiği sayısız
nimetlere milyarlarca şükürler olsun ama ben, bunca ikram ve ihsan-ı
ilahi içinde yine de huzursuz ve dertliyim.
-Şaşılacak şey doğrusu! Sebep ne acaba?
-Eskiden beri çalgıdan, eğlenceden korkar, başka insanlar
keyiflenirken, ben hüzünlenirim, ayrıca her nimetin bir hesabı,
sorgusu, suali vardır: Esteizü billah Letüs'elünne yevmeizin anin-naim
ayetine göre.
Allah'ın nimetlerini gördükçe hep O'na kulluk görevini, Ümmet-i
Muhammed aleyhisselama hizmetimi hakkıyla yapamadığım aklıma gelir.
Cenab-ı Hakk'ın zikrinde, şükründe ve hüsn-i ibadetinde çok eksikli ve
kusurlu olduğum için, Ahirette Mahkeme-i Kübra'da nebilerin ve
velilerin bile hayret ve dehşette kalacağı o günde acep halim nice
olacak, hesabı nasıl vereceğim... diye endişelenirim. Çare olarak da,
yüzümün karasına, elimin boşluğuna bakmadan, erham-ür-rahimin olan
yüce Meviamın engin rahmetine sığınır, fazl ü keremi ile şefaat-ı
uzmasına erdirip beni, bi-gayri hisab cennete dahil eylemesini
dilerim.
-Bu hepimizin değil. Üzüntünüzün başka dünyevi sebepleri var mı?
-Evet. Genel olarak müslüman milletlerin perişan halerine
üzülüyorum. Maalesef aralarındaki ilgi ve sevgi pek zayıf, işbirliği
ve yardımlaşma çok az ve tesirsiz. Masum ve temiz mümin kardeşlerim
dünyanın her yerinde mazlum ve mağdur durumda. Kendi yurtlarında veya
başka gayri müslimlerin bayrakları altında, yerli yöneticiler veya
emperyalistler onları kıyasıla ezmekte ve sömürmekte. Harpler,
istilalar, çekişmeler, çatışmalar arasında mahv oluyorlar. Onları
koruyup kurtaracak etkin bir teşkilatlanma da sağlanamamış.
-Allah yardımcıları olsun, peki ülkemiz için ne diyorsunuz?
-Türkiye, İslam aleminin en önemli ülkelerinden biri; müslüman
milletlerin gözü ve ümidi onda; nüfusunun % 99'u sözde müslüman, ama
şanlı mazisine, eşsiz kültürüne rağmen halkının çoğu dininden habersiz
ve şuursuz.
Şu tatili geçirme tarzlarına bir sakın: hiç yakışır tarafı var mı!
Çoğu işi, gücü, sorumluluğu bırakmış, deniz kenarlarına, tatile hücum
etmiş; günlük yaşam tarzları facia; ibadet yok, edep yok; güneşten
vücutlar, gafletten kalpler kapkara; içki su gibi; eğlence, seks,
kumar, zevk ü safa, eski çağların Pompei'si Sodom'u, Gomore'si gibi.
İç ve dış turizm, İslam açısından bir felaket!
Halkın modern kültürü, boyalı basın ve yabancı televizyon
dizilerinden; evler, kahveler, gazinolarda yığınla aylak, avare insan;
sahipsiz, haylaz, sorumsuz bir gençlik yetiştirilmeye çalışıyor;
içinde misyoner propagandası, gizli müstehcen, ahlakı bozucu, nesli
dejenere eden filmler, programlar.. yalan-yanlış, din ve insan dışı
fikir ve görüşler...
Büyük ve korkunç bir KÜLTÜR SAVAŞI veriyoruz da milletin haberi
yok; yolunu, yönünü, cephesini şaşırmış, görevlerini, sorumlulaklarını
unutmuş insanlar, dehşet verici, boş gafil ve cahil bir yaşam..
-Gerçekten kötü ve vahim bir durum, peki sizce çare ne?
-Çare: önce fert olarak uyanmak, günahlara tevbe,gafletten uyanma,
sorumluluğu idrak, dine dönüş, Allah'ın rızası yoluna girmek!
İkinci olarak: Tüm İslami grupların işbirliği, birbirleriyle
yardımlaşması, güçlerini birleştirmeleri, tek başlarına
taşıyamıyacakları yükleri beraber yüklenmeleri, büyük projeleri
beraberce yürütmeleri, birbirleriyle rekabetten, engeleme ve
çelmelemeden şiddetle kaçınmaları.
Üçüncü olarak, devlet yönetiminin her kademesindeki sorumlu ve
görevlilerin, her partiden politikacıların milli selametimiz ve dareyn
saadetimiz için ANA KAYNAK olan dinimiz, imanımız, ahlakımız ve
kültürümüzü koruyacak ve geliştirecek her türlü tedbire büyük öncelik
vermesi ve ciddi yatırım yapması, bol tahsisat ayırması. (Seçmenlerin
de onlara bu konulardaki talep ve isteklerini ısrarla bildirmeleri ve
sonucun alınması için sıkı takipleri)
Son olarak da diğer islam ülkeleri ve halkları ile çok yönlü,
sağlam, samimi, sosyal, ekonomik ticari, turistik, kültürel ve
bilimsel irtibatlar kurmak, beynel müslimin dayanışmayı her alanda
sağlamak..
-Bunlar çok büyük ve şumullü çalışmalar!..
-Allah celle celalüh, yolunda çalışanlara ve dini uğrunda cihad
edenlere hidayetini ve nusretini esirgemez; ummadığı yerden füyuzat ve
fütuhat bahşeder; dünyada ve ahirette hayırlara nail ve sahip ve
mazhar eyler.
İnne maal-usri yüsren, inne maal-usri yüsra.
Kadın ve Aile, Ağusos 1990