Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Rh.A
İslâm ne mükemmel, ne güzel din! İslâm'ın emrettiği ibadetler ne
kadar hikmetli, ne kadar kıymetli! Bizi müslüman olma şerefine erdiren
Allah'a sonsuz şükürler, hamd-ü senalar olsun!
Şu hacc ibadetine bakın! Dünyanın her yerindeki sıhhatli, varlıklı
müslümanlar senede bir Mekk'de, Arafat'ta toplanıyor, hem muazzam
miktarda sevap kazanıyor, hem de sayısız maddî ve manevî fayda ve
menfaatlere mazhar oluyor. Bu fırsattı iyi değerlendirebilseler,
tanışsalar, birleşseler onları kim alt edebilir, bileklerini kim
bükebilir! Birbirlerinden, "daha iyi", "daha mütekâmil", "daha
faydalı" şeyleri görüp, öğrenip, alsalar ne kadar çabuk terakkî eder,
yükselir ve gelişirler!
Benim bu sefer hacda kadın ve erkek kılık ve kıyafetleri dikkatimi
çekti, onlar üzerinde müşahade ve düşüncelerimi söylemek istiyorum:
Burası âdeta bir serbest kıyafet panayır ve sergisi: Renk renk,
biçim biçim çok değişik giysiler!
Önce kadın kıyafetlerinden bahsedeyim:
Kur'an-ı Kerim'de: "Kendi zevcelerine, kızlarına ve müslümanların
kadınlarına söyle ey Habîbim! Üzerlerine "cilbâb" larını, örtülerini
alsınlar!" (Azhab 59) ve ""...Ziynetlerini yakalarının üzerine kadar
örtsünler" (Nur 31) diye emr edilmiş olduğu için, müslüman kadınların
iyice örtünmeleri şart; küpe, gerdanlık, bilezik, halhal gibi tabiî
güzelliklerini na-mahremlerin nazarlarından korumaları lâzım!
Bu emirlerin çeşitli şekillerde anlaşılıp uygulanmasını hacc
esnasında müşahhas olarak görebiliyorsunuz.
İnsanlar tâ baştan topuğa kadar inen yekpare bol bir örtü
bürünüyorlar, kolu, yeni, yakası yok; çene altlarından bir elleri ile
tutyor, ya da ellerini kullanacaklarsa ağızlarıyla kumaşı ısırıp öyle
duruyorlar. O bakımdan kullanışlı değil! Fakat "çâdır" adını
verdikleri bu örtünün altında da boyunları saçları sıkı sıkı kapalı,
ayakları koyu renk çorapları uzun donlu, tesettürleri i'tinalı!
Siyah örtülü, peçeli, hattâ peçe altında maske gibi göz oyuğu ve
burunu olan sert bir şey bulunduran, Suut, Yemen, Umman, Hadramutev'in
Arap hanımları da çok iyi kapalı!
Beyaz, işlemeli, omuzlarından bellerine kadar sarkan, sıkma başlı
örtüleri, beyaz eldiven ve çoraplarıyla Malezya'lı hanımlar da güzel
örtünüyorlar, sessiz, sâkin ve kibar tavırlarıyla dikkat çekiyorlar.
Pakistan ve Hindistan hanımları başlarına şeffaf bir örtü doluyor,
ayaklarına darn şalvar gibi bir don giyiyor; entarileri vücut
hatlarını örtmediği, çok kere şeffaf kumaştan olup altını gösterdiği,
saçlarını göstermeme konusunda hiç dikkatli olmadıkları için pek puan
alamıyorlar.
Mısırlı hanımlar genellikle beyaz giyiniyor, başları hazır başlık
şeklindeki başörtülenle iyi örtülü; ama giyimleri vücut hatlarını tam
saklamadığı için pek hoş değil, bazan yabancı erkeklerle
tokalaştıkları, hattâ yanak yanağa sarıldıkları hayretle
görülebiliyor; demek ki bu konularda bir hayli dejenerasyona
uğramışlar.
Bizim Türk hacı hanımları tabi saçlarını iyi örtüyorlar, ama
genellikle entarileri dar, üzerlerinde manto veya üst örtüleri yok,
göğüs ve kalçalarını iyi koruyamıyor belli ediyorlar; hele bellerine
kemer veya kordon bağlama âdetleri gerçek tesettüre çok aykırı
durumlar meydana getiriyor. Ama modern, İslâma uygun bol kıyafetleri,
omuzdan dökümlü geniş manto veya hanmanileri, şalvar veya uzun baş
örtüleri olanları çok güzel ve rahat!
Afrika hacıları tabii çok çeşitli giyinmişler; bol kıyafetleri
rahat, fakat bazılarının yanları çok geniş şekilde açık, saç, baş ve
boyunları, göğüs, kol, ve koltuk altlarını iyi koruyamıyorlar.
Erkeklere gelince:
Buraya gelip etraftan görerek bazıları uzun entari giyiyor, kumaş
ince geldiğinden alt ve iç çamaşırları dıştan belli oluyor ki hiç iyi
bir durum değil! Bir de beyaz başörtü örtünce arkadan bakıldığında
kadın mı, erkek mi fark edemiyeceğimiz bize göre acaip bir görünüm
hasıl oluyor.
Pekçok Pakistanlı, Afganlı kardeşler geniş şalvar üzerine dize
kadar uzanan bol entari giydikleri için çok rahat, harekete çok
elverişli bir giyime sahipler.
Kadınların'ın aksine İranlı erkek hacılar ve bizim Türkler, ayrıca
bütünüyle Malezya, Endonezya, Afrika hacıları, dar, kumaş pantolonları
ile çok rahatsız bir giyim kullanıyorlar üstlerindeki ceket ve
pantolonla sıcakta terden sırılsıklam ıslanıp çok sıkıntı çekiyorlar.
Bu dar pantolon tesettüre de aykırı olduğu; altındaki uzuvları, bacak
ve butları çok belli ettiği için mutlaka terk edilmeli, müslüman
erkekler her yerde daima bol pantolon ve uzun üstlük kullanmalı!
Biz Kadın ve Aile Dergimiz ile yıllar boyu kadın, erkek ve çocuk
kıyafetleri konusunda birçok yayınlar yaptık; modeller verdik.
Elhamdülillah İslâmî bir kıyafet şuuru Türkiye'miz hanımları ve
beyleri arasında yavaş yavaş yayılıp yerleşiyor.
Bu yayılmayı hızlandırmaya daha çok çalışmalıyız. Kıyafetlerimiz
hem çok rahat; namaza, hacca, yürümeye, çevik hareket etmeye, sıhhate
elverişli olmalı; hem sıcaktan, soğuktan iyi korumalı; hem altını
belli etmemeli ve göstermemeli; hem takvâya, saygıya, heybete, vakâra,
zevke, sevimliliğe, güzelliğe uygun gelmeli; hem de terziye, modacıya,
berbere, zinetçiye çok para kazandıracak şekilde müsrifane olmamalı,
ucuz ve ehven düşmeli...
Müslümanlar her işini, dinine, inancına uygun istikamette düşünür,
halleder; kimseyi körü körüne, şuursuzca taklid etmez; boş ve bâtıl,
kusurlu ve yanlış alışkanlık, töre ve âdetlere takılıp kalmaz, daima:
"İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî" ana prensibine uygun hareket
eder. Tabii giyim, kuşam, örtü ve elbise konusunda da!...
Kadın ve Aile, Haziran 1992